04.09.2010
 
 

Mindestlohnbanner, Groesse 160x90Pixel

Bla Bla

Girlsday, Groesse 160x90Pixel

HDF: Güncel


SARRAZİN GÖÇMEN DÜŞMANLIĞINA DEVAM EDİYOR PDF Drucken E-Mail
SARRAZİN GÖÇMEN DÜŞMANLIĞINA DEVAM EDİYOR
Federal Merkez Bankası Yönetim Kurulu ve SPD üyesi Thilo Sarrazin pazartesi günü piyasaya çıkacak kitabıyla Türklere, Araplara ve müslümanlara yönelik düşmanlık saçmaya devam ediyor. Daha önce de göçmenlere yönelik benzeri saldırılarda bulunan Sarrazin’in SPD’den atılması için girişimlerde bulunulmuş ve partinin yetkili hakemlik komisyonu bu talebi reddetmişti. SPD için utanç verici bu durum artık SPD içindeki göçmen üyelerin sorunu değildir. Bu sorun artık en üst düzeyde parti yönetiminin sorunudur. Ya bu sorunu çözecek ve bu tür rezaletlerin bir daha SPD içinde yaşanmaması için kalıcı yöntemler geliştireceklerdir ya da parti bu kamburu ilelebet taşıyacaktır.
„Almanya kendi kendini yok ediyor“ isimli kitabıyla insanları “üretken olanlar“, „üretken olmayanlar“, „uyum sağlamak isteyenler“, „uyum sağlamak istemeyenler“ diye kategorilere ayıran ve bunu insanların etnik ve dinsel kökenleriyle açıklayan Sarrazin „ben torunlarımın ağırlıkla müslüman olan bir ülkede yaşamalarını istemiyorum“ diyerek, Almanları korkularla kendilerinden olmayanlara karşı düşmanlığa yönlendiriyor.
İlginç olan bir kısım Alman „entellektüellerin“ olayı fikir özgürlüğü olarak değerlendirmeye çalışmalarıdır. Sarrazin’in düşüncelerine dergilerinde, yayınevlerinde yer vermekte ve çeşitli platformlara konuşmacı olarak davet ederek propaganda olanağı sağlamalarıdır. Yine ilginç olan bu „entellektüellerin“ „liberallikleri“ başkalarının hedef tahtası yapılmasıyla sınırlıdır.
HDF, SPD yönetiminden Sarrazin ve benzerleri konusunda kalıcı çözümler geliştirmesini beklemektedir. Federal Cumhurbaşkanı Christian Wulff yetkisini kullanarak Sarrazin’i derhal Federal Merkez Bankası Yönetim Kurulundan uzaklaştırmalıdır.
Ahmet İyidirli
HDF Genel Başkanı
 
REFERANDUMDA AKP’YE DE HAYIR, AKP ANAYASASINA DA HAYIR! PDF Drucken E-Mail
AKP ANAYASASINI TÜRKİYE’YE DAYATIYOR.
AKP ANAYASASINA HAYIR, AKP’YE HAYIR!
REFERANDUMDA OYUMUZ HAYIR!


AKP hükümeti Türkiye’yi bir anayasa referandumuna götürüyor. REFERANDUMDA AKP’YE DE HAYIR, AKP ANAYASASINA DA HAYIR! İşe parti yasaklamayı güçleştiren, Anayasa Mahkemesi ile Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu’nu istediği gibi şekillendirmek için yola çıkan AKP gelen tepkiler karşısında anayasa değişiklik paketini “zenginleştirmek” zorunluluğu duydu. Parti kapatmayı zorlaştırma konusunda AKP’yi ilk önce kendi milletvekilleri yalnız bıraktı...
Anayasa Mahkemesi ile Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu dışındakileri ayrı paket olarak getirmesi konusunda muhalefet partilerinin ve sivil toplum kuruluşlarının çağrılarını reddeden AKP, şimdi bu maddeleri şantaj malzemesi olarak kullanmak istiyor. AKP’nin verdiği mesaj açık: “Bu maddelerde değişiklik yaparım ama Anayasa Mahkemesi ile Hakim ve Savcılar Kurulu’nu bana teslim ederseniz...”
AKP, 12 Eylül anayasasını değiştireceğim derken anayasadaki 12 Eylül felsefesini kendisi için derinleştirmeye çalışıyor. 12 Eylül Anayasası devletin tüm kurumlarının yapılanmasında Cumhurbaşkanı’na olağanüstü yetkiler tanımıştı. Böylece Cumhurbaşkanlığını elinde tutacak olan 12 Eylül zihniyeti Türkiye’yi politikasını bir süre daha yönlendirebilecekti. 12 Eylül’ün izinden giden  AKP iktidarı zaten olağanüstü yetkilerle donatılmış olan Cumhurbaşkanı’na yeni yetkiler vererek başta Anayasa Mahkemesi olmak üzere yüksek yargıyı tümüyle kontrol altına almak istiyor. 12 Eylül Anayasası ne kadar demokratikse  AKP’nin yüksek yargı konusunda yapmak istediği de o kadar demokratiktir.
Yine aynı şekilde TBMM’de ve toplumda üzerinde fikir birliği olan maddelerin peşine tartışmalı AKP maddelerini eklemeyi, onları tek paket haline getirmeyi demokratik mantıkla kabul etmeye olanak yoktur. Birbirinden bağımsız ve ilgisiz anayasa maddelerini referandumda tek paket olarak oylamaya sunmaya kalkmak, insanların tek bir oyla birbiriyle hiç ilgisi olmayan konularda karar vermesini istemektir. Bu konuda dayatma içinde olmak ancak kötü niyetlilikle açıklanabilir. Bu antidemokratik maddeleri anayasadan ayıklamak isteyenlere şantajdan başka bir şey değildir.
AKP anayasasına karşı çıkmak, var olan sağlıksız düzenlemelere sahip çıkmak değil, antidemokratik bir girişime hayır demektir. Türkiye’de sadece muhalefetin değil, hemen hemen tüm demokratik kitle kuruluşlarının talep ettiği “dokunulmazlıkların yeniden düzenlenmesi” konusunu AKP hiç bir şekilde gündeme almak istiyor. Dokunulmazlıklar nedeniyle politikanın, politikacıların ve politik partilerin halkın gözünde bu denli itibar yitirdiği bir dönemde “milletvekili dokunulmazlıklarının düzenlenmesinden” kaçınmak sadece sorumsuzluk değil, aynı zamanda “demek ki korktukları bir neden var” yargısını güçlendirmektir.
HDF Türkiye’nin 12 Eylül anayasasının artıklarından kurtulması gerektiği düşüncesindedir. Türkiye’de demokratik, laik sosyal hukuk devletini vatandaş merkezli tanımlayan, özgürlükleri genişleten, anayasal kurumların şeffaf ve verimli işletildiği bir anayasaya gereksinim var. Demokratik anayasalar sadece parmak hesabıyla veya dar grup ve parti çıkarlarıyla yapılmaz, yapılamaz. AKP sadece kendi iktidarını pekiştiren anayasa değişiklikleriyle ilgilenmektedir. Bu gerçeğin üzerini artık yandaş medya da kapatamaz, yağdanlıklar da...
Bu nedenle REFERANDUMDA AKP’YE DE HAYIR, AKP ANAYASASINA DA HAYIR.
Ahmet İyidirli
HDF Genel Başkanı
 
AYDIN CINGI: AVRUPA YİNE ŞAŞKIN PDF Drucken E-Mail
AVRUPA YİNE ŞAŞKIN
Aydın Cıngı, SODEV Eski Başkanı
AB’nin değişik kesimlerinden AKP anayasa taslağına destek geliyor. Son dönemlerde AKP’nin ve önderinin gerçek yüzünü görür gibi olan Avrupalı sosyal demokratlar olan biteni yine tersinden yorumlamaya başladılar. AB Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu “sosyalist” Komiseri Stefan Füle ve AP “Sosyalist” Grup Başkanvekili Hannes Swoboda gibi yetkililer ve hatta Türkiye’de yerleşik Avrupa kurumlarının bazı temsilcileri işin içyüzünden habersiz görünüyorlar. Bu dostların çoğunlukla iktidar yanlısı kanallardan edinilmiş eksik bilgiyle oluşturdukları görüşler birkaç noktada odaklanıyor.
Bunlara göre, Türkiye, bu referandum sayesinde 1982 Anayasası ile vedalaşıyor ve bu da, demokratikleşme sürecinin önünü açacaktır. Taslağı bir “reform paketi” olarak nitelendiriyorlar. Taslağın, çocukların ve kadınların anayasal korumaya alınmasını; memurlara grev hakkı edinme ve 12 Eylül darbecilerine yargılanma yolunun açılmasını; YAŞ kararlarının yargı denetimine açılmasıyla askeri vesayetin zayıflatılmasını sağlayan demokratikleştirici bir adım oluşturduğunu belirtiyorlar. Bu arada, “niye şu %10 meselesi burada yok?” diye not düşenler de var. Ancak taslak, Avrupalılarca, bir bütün olarak kabul ve destek görüyor.
Şimdi bir de AB’li dostların eksik bildiklerine, yanlış yorumladıklarına ve görmeden geçtiklerine bakalım.
Mevcut anayasa ilk kez değişmiyor. Avrupalılar, 12 Eylül Anayasası’na ilk darbenin galiba şimdi AKP’den geldiğini sanıyor ve bu partiye böylece bir “demokrasi” madalyası layık görüyorlar. Oysa bu Anayasa daha önce 20 kez değişikliğe uğratıldı. Üstelik bunlar, hep TBMM’de, siyasal partilerin uzlaşmasıyla gerçekleşti. Ana muhalefet, yine iki “sorunlu” madde dışında tüm diğer maddeleri daha da demokratik bir içeriğe kavuşturarak bu kez de kabul etmeye hazırdı. Galiba bu gerçek de bilinmiyor ve CHP’nin tüm “demokratikleştirici” maddeleri “statükoculuk” yüzünden toptan reddettiği sanılıyor. Aslında 1982 Anayasası’nın yerine yeni ve demokratik bir anayasa yapma talebi yıllardır sosyal demokratlarca dile getirilmiştir. Esasen, AKP dayatması sonucu oluşmuş bu kısmi değişiklik taslağının şimdi halk tarafından onaylanarak kabul edilmesinin belki de en sakıncalı sonucu, “yeni ve demokratik bir anayasa” talebinin uzun bir süre gündemden düşebilecek olmasıdır.
Weiterlesen...
 
SİVAS KATLİAMINI UNUTMADIK! PDF Drucken E-Mail
SİVAS KATLİAMINI UNUTMADIK!
2 Temmuz 1993 Sivas katliamında katledilen ülkemizin aydın insanlarını rahmetle anıyor, yakınlarının acılarını bir kez daha paylaşıyoruz. HDF olarak onların anıları önünde saygıyla eğiliyoruz.
„Cumhuriyet Sivas`da kuruldu, Sivas`da yıkılacak“ diye slogan atan zihniyet bugün Türkiye’de hala önemli bir konumdadır.
Sivas’taki katliam laik, demokratik güçler ile her zaman laikliğe destek vermiş olan Alevileri  yıldırma harekatıydı. Sivas’taki katillerin, onların destekçilerinin ne bir inançla, ne de insanlıkla ilişkisi yoktur. Bu kara lekeyi Türkiye’nin alnına süren bu katillerin gerekli cezayı almaması da bir hukuk ayıbıdır.
2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas’ta Madımak Otelini kuşatan gözü dönmüş kalabalık çeşitliliğe, demokratik coğulculuğa düşmanlığını masum insanları katlederek gösteriyordu.
HDF Madımak Otelinin bir müzeye dönüştürülüp bir daha Turkiye’de böyle utanç verici olayların yaşanmaması icin korunması gerektiği inancındadır.
Demokratik laik Türkiye Cumhuriyetinde zorunlu din dersleri kaldırılmalıdır. AKP destek verdiği taktirde bu konuda TBMM’nde gerekli çoğunluk bulunmaktadır. Bu değişikliğin yapılıp yapılmaması AKP’den bağımlıdır.
2 Temmuz 1993 te Sivas’ta insanlarımız insancıl anlayış, aydınlanma, çağdaş ve aydınlık Türkiye karşıtları tarafından öldürüldüler. Eşitlikten yana oldukları için, ayrımcılığa karşı oldukları için öldürüldüler.
O gün katledilen değerli insanlarımızı kalbimize gömdük, anılarını zihnimize kazıdık.
HDF olarak öldürülen kardeşlerimizi de, onların katillerini de, o katillere destek verenleri de asla unutmayacağız! Katillerin yakasını bırakmayacağız!
Ahmet İyidirli
HDF Genel Başkanı
 
İLHAN SELÇUK ARAMIZDAN AYRILDI PDF Drucken E-Mail
İLHAN SELÇUK ARAMIZDAN AYRILDI
Cumhuriyet Gazetesi yazarı İlhan Selçuk 85 yaşında aramızdan ayrıldı. Gazeteci, Yazar İlhan Selçuk Türk aydınlanmasının önemli simalarından birisi olarak ilkelerinden ödün vermedi. 12 Mart 1971 darbesinden sonar büyük baskılar gören, işkencelerden geçen İlhan Selçuk mücadelesini ödünsüz bir şekilde sürdürdü. 12 Eylül 1980 darbesinden sonra O’nun yazıları nedeniyle Cumhuriyet Gazetesi bir kaç kez askeri yönetim tarafından yasaklandı. En son 21 Mart 2008 de 12 mart’tan 37 yıl sonra 83 yaşında sabahın 4.30 da Ergenekon Savcıları tarafından silahlı bir terör örgütünün yöneticisi olma iddiasıyla göz altına alındı.
Uzun bir süredir tedavi gören ve kalp ameliyatı geçirmiş olan İlhan Selçuk 21 Haziran 2010 Pazartesi günü saat 13.15 te aramızdan ayrıldı. HDF olarak kendisine Tanrı’dan rahmet, tüm yakınlarına ve Cumhuriyet Gazetesi camiasına sabır diliyoruz.
Ahmet İyidirli
HDF Genel Başkanı
 
<< Start < Zurück 1 2 3 4 5 6 7 Weiter > Ende >>

Seite 1 von 7
 
Top! Top!