Eşkiyanın Gece Baskını
BASIN AÇIKLAMASI 23.10.2013
EŞKİYANIN GECE BASKINI
Türkiye'de AKP iktidarınca uygulamaya konulan Hukuk Devletini ortadan
kaldırma azgınlıkları her geçen gün yasaları hatta anayasayı hiçe sayma
şiddetini artırarak sürdürmeye devam etmektedir.
Demokrasi ile yönetilen hiçbir ülkede rastlanmayan uygulamalar bugünün
Türkiye'sinde iktidar ve yandaşlarınca günlük yaşamın gereği gibi her alanda
dayatılmaktadır.
Üniversitelerin özerkliği ortadan kaldırılmış, iktidarı eleştirmek, hak aramak,
düşünce özgürlüğünü savunmak terör suçu sayılmakta, her türlü yasal gösteri,
ve yürüyüşler şiddet uygulanarak engellenmektedir.
İktidar eliyle devlet terörü şiddetini artırarak ülkeyi hızla dikta rejimine
dönüştürmektedir.
Bilim yuvaları olması gereken üniversiteler cezalandırılmakta, bilimi savunan
öğretim üyeleri baskı altına alınmaktadırlar..
Yolsuzlukların ve hukuksuzluğun sorgulanamaz konumuna getiren AKP'li
belediyeler ve belediye başkanları anayasal suç işleme konusunda hak
sahibi durumuna getirilmiştir.
Son olarak, yolsuzlukları, kanunsuz uygulamaları, sanata, bilime, ve bayan
gazetecilere karşı terbiye sınırlarını aşan davranışları olağan duruma getiren
Melih Gökçek Danıştay kararlarını bile hiçe sayarak; Türkiye'nin yanında
dünya Üniversiteleri arasında saygın bir yeri olan Ortadoğu Teknik Üniversitesi
ne (ODTÜ) gece baskınıyla binlerce ağacı keserek işlediği suça başbakan da
destek vermiştir.
Sosyaldemokrat Halk Dernekleri Federasyonu-HDF- her türlü hukuksuzluğu
kınarken, bu baskılara, hukuk tanımazlığa sesini çıkarmayan AB'yi ve çevreci
geçinen siyasi partilerin tutumunu kamuoyunun bilgisine ibretle sunarız.
İnancımız odur ki; Türkiye, aydınlarıyla, yurtseverleriyle, gençleriyle bu
baskılara boyun eğmeden onurlu mücadelesini hukuk kuralları içerisinde
sürdürecek ve suçluları yansız bağımsız yargının karşısında hesap verdirmeyi
başaracaktır.
''Eşkıyanın gece ne yapacağı bilinmez '' Ama, Eşkıyanın Türkiye'ye
hükümdar olamayacağını'' Biliyoruz ve inanıyoruz.
Yıldız AKALIN
Sosyaldemokrat Halk Dernekleri Federasyonu HDF
Genel Başkan Yardımcısı
Bayram
Değerli Dostlar,
Bayramın tüm insanlığa barış, huzur, sağlık ve başarı
getirmesini diliyor, bütün dost ve tanıdıklarımızın bayramını
en içten dileklerimizle kutluyoruz.
Saygılarımızla
HDF Genel Yönetimi:
İsmail Eren, Makbule Yüksel, Yıldız Akalın, Erkan Budak, Orhan Gül, Erdoğan Mutlu, Ahmet Erol, Ali Demirtaş, Yusuf Bal
22 EYLÜL 2013 SEÇİM MESAJI
Değerli Dostlar,
Hırıstiyan Demokrat Birliği (CDU) ve Hür Demokratlardan (FDP) oluşan Federal Alman hükümeti iktidarı döneminde uygulanan bekleme, bir şey yapmama, günü kurtarma siyaseti sonucu Almanya hem ülke genelinde hem de dünya genelinde gelişimlerin gerisinde kalmıştır.
Finansal kriz döneminde ve sonrasında uyguladıkları yanlış ekonomi politikası nedeniyle Avrupa'da gelinen noktada;gençlerin işsizlik oranı İspanya ve Yunanistan'da yüzde altmışlara kadar tırmanmıştır.
Uzman kadrolar ülkelerini terk ederek başka ülkelerde iş aramak zorunda kalmışlardır
Almanya genelinde uygulanan çağdışı göçmen politikası sonucu göçmenler ırkçıların hedefi durumuna getirilmiştir.
Irkçılar bazı devlet birimleri tarafından korunmuştur. Nazi cinayetlerinin istihbarat ve bazı emniyet görevlilerce korunması, tutucu iktidarların göçmenleri siyasi çıkarları gereği hedef göstermelerindeki sorumluluğu ortaya çıkmıştır.
Çifte vatandaşlık ve eşit haklar konusunda katı tutumunda ısrar eden Birlik Partileri ve FDP iktidarının ivedilikle değiştirilmesi gerçeğinden hareketle,
Sosyaldemokrat Halk Dernekleri Federasyonu HDF olarak uğraş verdiğimiz eşit haklar mücadelesi kapsamında tüm seçmenleri ve özellikle göçmen seçmenleri:
- Sandığa giderek vatandaşlık görevimizi yerine getirmeye
- Eşit haklar mücadelesine katkı sağlayacak Sosyal Devleti kuran SPD'ye oy vermeye çağırıyoruz.
Saygılarımızla
İsmail EREN
Sosyaldemokrat Halk Dernekleri Federasyonu HDF
Genel Başkanı
SİYASALLAŞMIŞ YARGI ADİL OLAMAZ
Türkiye'de siyasal İslam'ın rejim değişikliğini uygulamaya koyabilmenin yolunun muhalefeti susturmak, işlevsiz duruma getirmek için düzenlenmiş yargı sistemi ile hukuk zorbalığı yaşanmaktadır.
Silivri Toplama Kampında bilim adamları, gazeteciler, siyaset adamları düzmece olduğu kanıtlanan sahte belgelerle ve terör suçlusu gizli tanıklarla 65 kişiye ağırlaştırılmış müebbet ve on yıl ile 24 yıl arasında mahkumiyet kararları daha beş yıl önceden karalaştırılmıştır.
''Adil yargılama yapalım ama hepsini asalım'' mantığı ile bir yargılama yapılmıştır.
Delillerin sahte olduğu bilirkişi raporlarıyla kanıtlanması dikkate alınmamıştır. Savunma hakkı kısıtlanmış, sanıkların lehinde olan delille dikkate alınmamıştır.
Tahliye kararı veren yargıçlar görevden alındı.
AKP'li Adalet Bakanının kontrolünde bulunan Özel Yetkili Mahkemelere siyasal İslam'a ve Gülen Cemaatine yakın özel seçilmiş yargıç ve savcılar atanarak yargı siyasallaştırılmıştır.
Avrupa İnsan Hakları ölçütlerine uygun olmayan bir yargı türü adalet dağıtamaz.
Hukuk Devletinden, adil yargılamadan yana olan Sosyaldemokrat Halk Dernekleri Federasyonu HDF, siyasallaşmış yargının adil olamayacağı inancındadır.
Avrupa'da demokrasiden yana tüm sivil toplum örgütlerini, sendikaları, basını ve siyasi partileri hukuktan ve bağımsız yargıdan yana tavır koymalarını bekliyoruz.
Kamuoyuna saygıyla duyururuz.
İsmail Eren
HDF Genel Başkanı
HDF basın açıklaması
YETER ARTIK
Türkiye kindar bir başbakanın kişisel egoları doğrultusunda adım adım bir iç savaşa sürüklenmek istenmektedir.
Her türlü eleştiriye saldırıyla, hakaretle, korkutmayla karşılık vererek toplumu sindirmek, susturmak istemektedir.
Eğitimli gençliğe, sanata, bilime ön yargılı biri olarak demokrasiyi din karşıtı olarak görmekte, kafasında yarattığı kindar bir din kurallarıyla ülkeyi yönetmeyi dayatmaktadır.
Kendi partisinden milletvekillerinin eleştirilerini, uyarılarını bile görmezden gelerek, çıkardığı her yasayı onaylayan, partili bir cumhurbaşkanlığı yürüten cumhurbaşkanının uyarılarına bile aldırmayan ve onun uzlaşmacı tavrını reddeden bir başbakanın katı tavrı ancak diktatörlerde görülen bir tavırdır.
Seçimle seçildiği için her istediğini yapabileceğini ileri sürerek yasaları ve anayasayı açıkça çiğnemektedir.
Hitler'in, Mussolini'nin de seçimle iş başına geldiğini ve her seçilenin yasaları ve anayasayı çiğneme hakkı olmadığını, her seçilenin yasalara ve anayasa uymak zorunda olduğunu reddeden birinin Laik, Demokrat Sosyal bir Hukuk Devletini yönetme hakkına sahip olamaz.
Seçilen her vekilin görevini üstlenirken ettiği yemine sadık kalması bir ahlak ve kişilik yükümlülüğüdür.
Çağdaş ülkelerdeki yaşam şeklinden, çağdaş ülkelerdeki çevre sorumluluğuna bağlı insanları, demokrasiye bağlılıklarını vurgulayan gençleri çapulcu, içki içeni ayyaş olarak gören bir zihniyetin Ülkeyi yönetmesinin tehlikesini bütün dünya seyretmektedir.
Uzlaşma yerine polis şiddetini seçen, şimdilik dört gencin ölümü ve binlerce insanın yaralanması, sakat kalmasının emrini vermekten gurur duyduğunu açıklayan bir siyasetçi daha ne kadar öldürme ve yok etme hakkına sahip olduğunu savunacaktır.
Yaralıları tedavi eden hekimleri bile tutuklatacak bir Türkiye'ye dünya daha ne kadar seyirci kalacaktır. Sadece uyarmakla mı yetinecekler?
İdeolojik tartışmalar ancak demokrasinin tüm kurallarının geçerli olduğu ülkelerde yapılabilir.
O nedenle tüm demokratların, çevrecilerin, hümanistlerin, aydınların, dindarların, dindar olmayanların birinci görevi önce ülkelerine demokrasinin işlerlik kazanma mücadelesi vermeleri ve ülkeyi kendi çarpık emelleri doğrultusunda kardeş kavgasını dayatanların iktidarına son vermek için ortak mücadele vermeleridir.